gülümseyen duvarlarımız var

Sıcak bir yaz akşamıydı ve A. odasında sıkıntıdan patlamak üzereydi. Ne yapsa olmuyordu. İnternet başında geçirdiği zaman ona insanların ne kadar iki yüzlü olduğunu hatırlatıyordu sadece. Belki de kendisi delicesine kaçıyordu onlardan. Herkes normaldi de onda sorun vardı. Yok canım o kadar da olmazdı herhalde. Bir ölü kadar yalnızdı ve hiçbir şey şu anda ilgisini çekmiyordu. Kahvesinden son bir yudum alıp evden çıktı. Boş sokaklarda yürürken zihnini gereksiz düşünceler meşgul ediyordu. Bu sokak nereye çıkıyordu, bu kaldırım neden bu taşlarla yapılmıştı, bu ev niçin bu renge boyanmıştı... Neden etrafındaki insanlar bu kadar zorlayıcıydı, neden bazen sadece susup kabullenmiyorlardı? Bir insanı kırmak bunu yapmaktan daha kolaydı tabi. Çünkü bilemezdiniz A.'nın neler düşündüğünü, sadece devam ederdiniz sıkıcı ve yalnız hayatlarınıza. Bunu okuyup "yalnız değilim ki ben" diyeceksiniz, biraz daha düşünün derim. Çünkü bazı şeyleri kendimize bile söyleyemiyoruz. Olduğunu biliyoruz ama aklımızda dahi getirmek istemiyoruz. Kaçıyoruz. Siz de kaçıyorsunuz, sadece A. değil. Sokağın sonuna gelmişti artık, demek ki çıkmıyordu hiçbir yere. Geldiği yoldan geri dönmek zorundaydı. Sağa doğru ilerlediği zaman duvarda bir merdiven olduğunu gördü. Tırmanabilir ve devamını görebilirdi artık.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2016 biterken...

Gece... Dört harf, birkaç insan, görünenin ardındaki düşünceler... Yalnızlık... Herkes.

yalnızlığı seçen adamın düşüşü/kedisi