Gece... Dört harf, birkaç insan, görünenin ardındaki düşünceler... Yalnızlık... Herkes.

Sessiz gecesini bir şarkıyla geride bırakmıştı. Kalktı,pencereye doğru yürüdü.Odasını aydınlatan tek ışık artık yüzüne vuruyordu. Bir sigara yaktı, ilk nefeste çıkan sesi her zaman çok sevmişti. Küçük çapta bir yardım çığlığı gibi geliyordu ona. Sigaranın minik tütünleri olası kaderlerinden kaçmak istiyordu belki de. Saçma. Zaten hep olmadık şeyleri düşünürdü. Düşünmesi gereken şeylerden kaçışın farklı bir türeviydi bu. Son nefesi çektikten sonra sigarayı yarısına kadar suyla dolu bardağın içine attı. Cızırtı tütünlerin ölüm yakarışıydı. Perdeyi açık bırakarak masanın başına döndü. Şarkı değişmişti, müziğin sesini biraz daha açtı. Duyduğu bir cümle belki de tüm insanlık sorunlarını çözmesi için anahtar olabilirdi, ama o kahve bardağındaki çizgileri saymayı tercih etti. Hem insanlıktan ona neydi? Kendi sorunları yetmezmiş gibi...11.Tam 11 dikey çizgi. Yan yana duruyorlardı öylece,birlikte. Biri silinene kadar terk eden ve terk edilen olmayacaktı. 12.yi aralarına kabul ederler miydi acaba? Çizgilere özendi.
Kalemi masaya düşürdüğünde çıkan ses onu kendine getirdi, tam da bu sırada dijital saatin kırmızı rakamları 02:51'i gösteriyordu. Zaten son birkaç gündür 04:00'dan önce uyuyamıyordu,net bir şekilde doldurmalıydı o boşluğu. Ne müzik yardımcı olmuştu ne de yazmak... Tekrar sigara paketine uzandı, en iyi arkadaşı olmuştu sigaralar...ta ki 20.yi de bitirip marketin yolunu tutana kadar. Bazen sadece komşunun çocuğuna biraz para verir,onu gönderirdi.Üstü de çocuğa kalırdı. İkisi için de böylesi daha karlıydı. İlk seferde çekemedi tüm dumanı içine,öksürdü.Bir daha denedi,ciğerlerine doldu hepsi. Uzun süre havasız bir alanda kalan kişi için oksijen neyse uzun süredir yalnız olan biri için de oydu sigara. Güldü,bunun üzerine yazmalıydı.
Pencereyi açtı.Rüzgar, birinden kaçıyormuşçasına çarparak odaya girdi. "Hoş geldin" dedi. Yalnızlığına üzülürken 3 arkadaş olmuşlardı bile. Depresif sigara, hırslı rüzgar ve sessiz kendisi... Bir an için pencerede kendi yansımasına baktı. Sonra masaya döndü ve çekmeceyi açtı. Bir fotoğraf...Neredeyse parçalanmak üzereydi.Duvarı arkasına almış kumral bir kadındı bu. Boğazlı kazağı ve toplanmış saçlarıyla eski bir Fransız filminden çıkmış gibiydi. Baktı,baktı,baktı... Bu sırada kırmızı rakam değişti, 03:28. "Neden gittin?" Uzun süre sessiz kaldı ve sonra "belki de hiç burada olmamıştın" dedi. Aldığı çekmeceye bıraktı kadını. Her akşam o çekmece açılıyor,sorular cevapsız kalıyor ve içindeki kaybolmadan tekrar kapanıyordu. O sorular hiçbir zaman cevap bulamayacaktı.Kadın artık başka bir evde, yeni umutlarla ve birkaç insanla birlikte başka bir makineye gülümsüyordu. Yalnız değildi ve sigaralarla konuşmak nedir bilmiyordu. Zaten kadının çekmeceli evdeki tek görevi boşluk doldurmak olmuştu. Saat yine 04:00 oldu ve her şey bir süre için unutuldu. Ama rüyalarda neler olduğunu hiç öğrenemedik.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2016 biterken...

yalnızlığı seçen adamın düşüşü/kedisi