Prizma


Renkler dile geldi ben uyurken, siyah başladı :”Beni seviyorsun biliyorum.” dedi. Sana zarar vermekten korkuyorum, bu beni delirtiyor. Hastayım ben, tahmin edemeyeceğin kadar hastayım ve seni de hasta ediyorum. Bırak, sevme beni! Karanlığımda boğulayım, kaybolayım. Ama asla ışığın olamam, biliyorsun. Sen hiç siyah ışık gördün mü ki? Korkardın benden bir zamanlar, görünmezim diye. Hala öyleyim, yine seni aydınlatamam anlayacağın. Lütfen izin ver, gideyim. Sen renkli bir yaşamı hak ediyorsun, biliyorsun değil mi? Bildiğini biliyorum ve sana daha fazla zarar veremem. Gücünü anla ve serbest bırak beni sonsuzluğa.
Sustu konuşmadı bir daha siyah. Anlayamadım ona ne olduğunu ama inanın ki ben izin vermedim gitmesine. Kendi istedi, gitti hiç haber vermeden. Belki de yanımdadır ha, gösterir bir gün kendini. Umarım!

Kırmızı devam etti siyahtan sonra.
O senin derinliğindi Cloudy, her şeyindi. Artık hiçsin. Benim ateşim bile kurtaramaz bundan sonra seni. Biliyorum, beni sevmeyi denemeyeceksin bile ama ben hep senin yanındayım, damarlarındayım. Benden üstünsün, herkesten üstünsün sen. Ne olur düşünme artık onu, dayanamıyorum. Sadece benim ol, bana bak, beni düşün istiyorum. Siyahı unut artık! Unutamaz mısın? Hayatını mı değiştirdi? Hala çok mu seviyorsun? Cloudy, ah Cloudy! Bana neler yaptın bir bilsen… Tamam, ama ben hep yanındayım. Onu unutsan da unutmasan da… Her şekilde seni bekliyor olacağım. Cloudy…
Hala bekliyor kırmızı.

Lacivert konuştu sonra. Cloudy, güzel bayan… Benim çektirdiğim neymiş ki siyahınkiler yanında değil mi? Beni sevmemiştin aslında, şimdi anlıyorsun bunu. Ona aşıksın çünkü, biliyorum. İlk kez hissettin bu duyguyu değil mi, onunlayken hissettin? O da hep sana zarar vermekten korktu öyle mi? Sevmiş. Gerçekten sevmiş seni, biricik Cloudy. Sevmediğin bir insanı incitmekten korkmazsın çünkü. Bulmaya çalış onu, kaybettiklerin geri dönecek sana. Haydi, git şimdi! Sonsuzluğun kapıları sana da açılıyor artık. Git.
Lacivert açmadı gözlerini. Dinleniyor sanmıştım ama kaybettikleri için ağlıyormuş, açamamış.

Son olarak beyaz kendini gösterdi.
Gökteki yıldızlar, ormandaki ağaçlar, yuvalarındaki böcekler, dallarındaki kuşlar… Hepsi sustu artık Cloudy, hepsi siyahın yasını tutuyor. Ne oldu ona öğrenmek ister misin? Huzur bulacağını sandı ve bana geldi. Kapının önünde bekledi bir süre, içeri aldım onu. Ama gün geçtikçe daha kötü oldu. Ortasında bir delik açıldı, insan kalbi büyüklüğünde bir delik. Gözlerini bir noktaya sabitledi ve tek bir sözcük çıktı ağzından: “Cloudy!”. Evet, sen onun tamamlayıcısıydın ve seni bırakınca ruhunu kaybetti. Görmek ister misin onu? Gel, bak nasıl da boş artık. Hayır Cloudy!!!  Onu kurtaramazsın, bırak o bıçağı! Cloudy!

Cloudy öldürdü kendini. Siyaha kavuştu, kırmızı çıktı damarlarından. Lacivert sadece geceleri açtı gözlerini, siyahın yerini aldı diğer insanlar için. Ve beyaz! Beyazı artık sadece ölmeden önce görüyoruz. Cloudy ise artık hatırlanmıyor bile!

Evet, uyandım. Cloudy değildim belki ama renkler hala vardı. Siyah hariç…
 -2009 Mayıs-


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2016 biterken...

Gece... Dört harf, birkaç insan, görünenin ardındaki düşünceler... Yalnızlık... Herkes.

yalnızlığı seçen adamın düşüşü/kedisi