bed to night -hee bacım.

Bu ciddi bir itiraftır!
Biliyorum ki şu blogu okuyan kimse yok. O yüzden saçma sapan şeyleri yazma hakkını da kendimde rahatça buluyorum. Başlayalım ;
1) Yalnız olmayı çok seviyorum. Hayır, öyle sıradan bir şekilde değil tahmin edilenden bile fazla. Tek başıma ağlamayı,gülmeyi,konuşmayı…hatta bazen kendi esprilerime gülmeyi bile seviyorum. Gidip bir barda oturmayı, kitapçıda kitapları karıştırmayı, sinemayı…yalnız olduğum zaman seviyorum.
2) Ama bazen sadece tek bir cümle -hatta bazen kelime bile oluyor bu- söyleyebilmek için yanımda birinin olmasını diliyorum
3) Fakat o kadar bencilim ki o cümleden sonra karşımdaki insanın fikrini duymak istemiyorum. Bir anda geldiği gibi gitmeli.
4) Etrafımdaki kişilerden üstün görüyorum çoğu zaman kendimi, evet burnum bir hayli havada. Ne yapıyorsun derseniz –tabii eğer okuyorsanız- bir bok yaptığım da yok aslında.
5) Sadece saatlerce düşünürüm ben. Neyi düşündüğümü merak etmiyorsunuz elbette ama yine de söyleyeceğim. Bazen bir kedinin tüylerini, bazen bir notayı, bazen yalnız kalamayışımı, bazen erkekleri, bazen kadınları, bazen travestileri, bazen politikayı, bazen bir şiiri, bazen dağları…ama çoğu zaman kendimi düşünüyorum.
6) Çünkü kendime katlanabilen tek insan benim.
7) Eğer başkaları varsa bile izin vermiyorum, veremem.
8) Eminim ki bu yüzden üzdüğüm kişiler oldu.
9)Benim yüzümden değişmek istediler, değişmeye çalışıyorlar. Ama yapamayacaklar artık. Çünkü ben gittikten sonra gerçekleşen değişim “benim için” değil “kendi”leri için olacaktır.
10) Biliyorum okumayacaklar ama ben özür dileyeceğim yine de. Sırf yine kendi vicdanımı rahatlatmak için. Onlara kendimi bu kadar iyi tanıttığım için. Bana karşı besledikleri nefret kendilerini bana benzetmelerine neden olduğu için. Özür diliyorum.
Bu ciddi bir itiraftı, şimdi dağılın. –geldiyseniz*-
*iki farklı anlamda


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2016 biterken...

Gece... Dört harf, birkaç insan, görünenin ardındaki düşünceler... Yalnızlık... Herkes.

yalnızlığı seçen adamın düşüşü/kedisi